Ellerin diyorum-- hopp baska yerdesin Tiryandafilya.
Tebessüm ediyorum--, konu bilinmeyen denizde dalgalaniyor sayen(m)de.
Oturuyoruz sonra, sessizlik eslik ediyor durusuna, bakiyorum arkama haydi baska konu. buyur diyorum, başladın Tiryandafilya. Pencerenin yanina kalkip uzaklasiyorum aksam önüne karsilamak icin arkamdan bir fisilti yöneliyor kulagima, ayraci atilmis bir kitap gözüme ilişiyor ; uzanmak istememle "dokunma!!" nidasini hissetmem bir oluyor. Kutsal kitaptan asirdigim bir söz ediyorum, savuruyorsun küfrünü . Gülüyorum ....
Gözün gozlerimi yaliyor acele, kosup yanina segirtiyorum belki yumusarsin diye, buz gibi bahcede atili kalmis ve yazin gelmesini ozleme niyetiyle bekleyen tabure gibi islaniyorum evin icinde ve yaninda tiryandafilya.
" seni hic böyle gormedim, kendinde misin?" diyorum.
"Evet, kendimdeyim. Buda mi sorun?" diyerek cikisiyorsun.
Aliyorum tüyleri yolunmus bir bardak, birani tazeliyorum ve beklenen gülümseme yanasiyor yanaklarina. Bu ulasilmaz durumundan cesaret alip biraz daha koyuyorum ve yine beklenen son, elinin/bileginin gücü yettigi noktaya kadar firlatiyorsun bardağı. Bense icimden: " başladı,durmaz artik" diyorum. Megerse icimden degil de disimdan diyormusum bir tokat da ben yiyorum...
Dedigim gibi seni hic böyle görmemiştim. İğrenç makyajini anlam vermeye calisiyorum ve yüzüne bakarak yarim gülümsüyorum, birde bu yetmezmis gibi kiyafetinin irite edici oldugunu söylüyorum, kasiniyorum tiryandafilya. Benden aldigin yarim gulumsemeyi simdi sen takiniyorsun, ne demek istedigini anlamamazliktan geliyorum. Biliyorum hic heyecan ve haz duymuyorsun, cantani alip kapıyı vurarak cikiyorsun disari. Patt!! Kal dememi bekliyorsan; üzgünüm, çünkü bunu istiyorum. Hala kufurlerini duyabiliyorum makamli sekilde. Arkandan " mahalleli duyacak yavas, baslatma küfürünü, sende!!" diyorum. Az once yanastigim pencereyi daha ozguvenli yaklasiyorum. Gidisini, salinisini, elini ayaklarini hakim olamamani görünce bir kahkaha patlatiyorum ve tabi ki de bir yumruk cama. Camın rengi kirmiziymis onu anliyorum..
Megersem herseyimiz aceleymis tiryandafilya, sevmemiz, sovmemiz, gelip gitmelerimiz, igrenc makyajin bile acelece yapilmisti, boyle avunarak eseliyorum seni. "Sürtük" kelimesini arkandan yetistiriyorum
Kandirilmis gecelerde define arar gibi mutlu oluyorum bu sekilde,halbuki gozlerim dolmus olmaliydi bu saatlerde, kendime gelemeden bir de arkandan " haspa" iltifatimi özür mahiyetinde yolluyorum sana.
Iyi geceler dileyerek uzaniyorum yatagima; uykumda başlıyorum yoklugunu tatmaya.
IBRAHIM DEMIROZ / 09 KASIM 2016
9 Kasım 2016 Çarşamba
Yokluğun diyorum, ya ulu yokluğun olmasaydi, ne yapardim Tiryandafilya?
11 Ekim 2016 Salı
Yangin Yagmurlari
Kizil gökyüzünden boşalan yağmur tanelerini hissedebiliyordu efsun. Kuş seslerini ozleyecegini aklinin ucundan bile gecirmemisti. Ruzgarin hızını yetisememenin mümkün olmadigini anladiginda kendini haki renkli bir kafenin icerisinde bulmuştu. Ulu gökyüzü sanki önünde diz çökmüştü. Sessizlik ne fena bir seydi, hemen yani basinda duran koltuğa atti kendini, sabirsizlikla. Atmasiyla kendi sesini isitme curetiyle kahve siparisi vermesi bir olmuştu.
Bu zamana kadar var olmak istedigi bir yerde olamadigini fark etti. Siparisini beklerken aklindan binlerce kelime avazi ciktigi kadar bağırmalarini duymak istemiyorcasina onlarla ilgilenmedi. Ancak kahvesini getiren kadinla yüz yüze gelmesi gecikmedi.
- kahveniz hanimefendi?!
- "Teşekkürler, ne cabuksunuz "diyerek anlamsiz birkac sozcuk bırakmıştı agzindan.
-" yagmurun kesilmesini firsat vermek istemedim siparisinizi getirirken, böyle ogretmisti anneannem, calistigin yerde kahvenin ulasma denklemini es gecmemem gerektiğini söylemişti. Afiyet olsun" diyerek uzaklasmisti masadan... Efsun' a konusma firsati vermeden hizlica diger masayla ilgilenmeye baslamisti bile.
Efsun,bütün hayallerini yetismeye calisiyordu. Geceyi yirtarcasina gelen bu sozleri telefonunun calmasi bozmuştu. Arayan Ekin' di. Tartismalarinin üzerinden yalnizca birkac saat geçmiş olmasina ragmen kizginligi cok sicakti, hissedebiliyordu. Eliyle telefonu masanin öte tarafina itip kahvesinden bir yudum aldi. Sicakligi hissetmesiyle gozlerinden soguk yagmur tanelerini birakmasi bir olmuştu. Bes dakika öncesine dönmek istiyor; yapamiyor, çığlık atma teşebbüsü ise yan masadakilerin engeline takılıyordu. Neyse ki arama kesilmisti, sakinlesip etrafini göz gezdirdiginde kirmizi ve eflatun rengiyle bezenmis iki erkegin olayi anlama bakislarini daha da anlamli hale getirmek için telefonunu biraz daha öteye itti.
Hicbir zaman bir iyilik perisi olmak gibi niyeti olmamıştı, istemiyordu da... Zeki biri ise zaten olamamisti. Ancak sezgilerini guvenirdi, bir seyleri görmeden algılayabiliyor, insanlara karsi gerektiginde yalan söylemekten çekinmezdi. Bunlar ne kadar hassas ve savruk yalanlar olsa da ne kendi canini, ne de baskasinin canini yakacak düzeyde degildi. Uzun lafin kisasi bunlari hic hak etmemisti.. Ekin'i düşündü, onun hissettiklerini, hissetmesi gerekenleri hissetti. Ekinin sözlerini tahmin etmek hic zor olmuyordu efsun icin, ancak aklinin hicbir odacigina ekinin sozlerinin yerlesmedigini/ yerlestiremedigini fark etti. Sol ellerile saclarini arkaya savurarak boynunun ortaya cikmasini sağlamıştı. Artik hissedilebilir hale geldigini düşündü..
Diger eline telefonunu alıp ekin' e mesaj atmak istedi, istemsizce bir kac kelime yazdi, duygusu mesaja gecmedi; ancak mesaj ekine geçmişti...Ani bir hareketle pencereyi acip firlatti telefonu, yagmurun altinda koşan üç cocuk sevinçle sahiplendi, yolda segirten daginik kelimeler icinde kalan telefona.
Efsun ise çoktan kahvesini alip yan masada üçüncü bir renk olmuştu...
IBRAHIM DEMIROZ / YANGİN YAGMURLARI
Yazarken dinlediğim müzik:
https://youtu.be/OOHbnYreXkE
18 Şubat 2016 Perşembe
Gizli Rüya
Seni damarlarimdan arındırmak içindi tüm çabalarim...Bir de rüyalarımda rahat uyumaktı.
18-02-2016 / 14:20
-
mehmet emmi deli kiz sinin geliyor karanfiller karanfiller gonul dagi kar .... .... .... ?? ?? a aaa adana yonca Elfida bir kı...