[Şiir] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
[Şiir] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2024 Pazartesi

Düş Öncesi

En son girdiğim düşünden cikartmistin beni

Ne o öyle yangından mal kaçırır gibi

Ulu orta sevmek istemem seni

Otur dinlen şuraya, köknardır bu ağacın dibi.

Nasil da güzel olmuştu; aydınlığa çıkmak idi,

Kavruk tenlerin bu bulunmaz cilvesi

Bir zaman sonra durakladi gölge 

Karanlik bastırmış olmaliydi, 

Yoksa daha fazla ne olabilirdi?!

Olanlar olmuştu, eve varınca anlamistik oysa ki;

Herkesin elinde bir bahar tepsisi

Vardık konduk yanlarına umarsız bir arı gibi

Gel zaman git zaman düştü aklımıza bu rüya 

Belki inanmayacaksınız ama atilmistım

Düşünden geri...

                        2/ Aralık/ 2024

27 Ekim 2020 Salı

3 Kadin; 2 Mekan; 1 Ben.

 


Yine cüretkar bir kalıba giriyorum, 

girmekle kalmıyor; doğuyorum bedenine

içine...

akşamdan kalma bir ışık uyandırıyor bizi

Beatrice,

Loksandra?

Tiryandafilya!

dört rüya gibiyiz, ama değiliz. 

sessizce izliyor gözlerimiz, biliniz!

tabandan teresa kadar evlerimiz

saten geceliklerde gövdeniz,

işte bak ,

şimdi de

gümüş masada teniniz...

[27/ Ekim/ 2020]




24 Ağustos 2015 Pazartesi

SES

 

çözüldü sukut içimde
sebebini biliyorsun
suskunluğun bir nedeni kalmadı
hala konusuyorsun
yüzüm sarı renkte bir sayfa
kalem gibi sözlerin akıyor kulağıma
yapma!
beni de yoruyorsun

içimden bir nehir akıyor
bilerek barajlar kuruyorsun
rakıma katık onlar benim
bunu sende biliyorsun
sesleniyorum sessizliğine
silemiyorum
kelepçelerin izini
senden gidemiyorum
ufacık bir gülüşle
yıkılıyor, 
su tutmuyor barajlar
es kaza altında kalıyorum
kendimin
keyf içinde seyrediyorsun

kendime sözlerinden dünya yarattım
pek yabancısıyım kendimin
kesilmesin sözlerin,
nefesin. 
durma!
iyi geliyorsun.

                                                   İBRAHİM DEMİRÖZ - SES-

                                            24/ 08 / 2015




19 Ağustos 2015 Çarşamba

ADI KONULMAMIŞ BİR ŞİİR

  



Denizde sektirilen taş nereye gider!?
Gelip gitmeyen dalga mı saklası onu?
İki bulut arasına salıncak kurdum
Bi kaç nota ezberledim sallanırken.
Gelip geçenler bir garip baktı
Öğrendim sorduğumda
Bulutlu gökyüzünden korktuklarını


Teknelerin dans edişi cezbediyor seni,
biliyorum...
Kollarını uzatsan ; çekecek seni dalgalar
Tabiat arz ediyor seslerini
Bulut korkusuzluğunda duygularını örtersin
Bunu da biliyorum..


Bakışların satın alınamayacak birer antika
İki soyguncu gizlenmiş o mavi çukurlarda
Her zaman çalmaya mecbur hissedersin,
Birkaç el ateş edersin gözlerinle,
cephe gerisinden
Bir sinek öldürür ; belki de bir tekne batırırsın
Batık bir gemiyi kıyıya ulaştırır
Kızgın kumların üzerinde seyredersin..


Kısaca hayat devam ediyor sevgilim
Yan yana gelip kokusu karışmayan çiçek gibiyiz
Herkesin elleri üzerimizde gezinirken
Biz gökyüzünde geziniriz.


İBRAHİM DEMİRÖZ // ADI KONULMAMIŞ BİR ŞİİR

5 Ağustos 2015 Çarşamba

SANEM ' i İMHA KILAVUZU

  


Bir sanem yatırdım baş ucuma
Uykuluydu güya!
Dokunamadım şaçlarını şarap tadında
Birkaç şahış ekini kaybedip
Yoklayıp durdum rüyamda

Bir cinayete teşebbüs etmiştim oysa ki;
Herkesin beklediği zamandan öteye savrulmuş
Ceset beklemiştim
Kör bir kadını elimle yönlendirdim.
Uçurumun kenarına
Çok mutluydu oysa!
Neden sonra, duraksadı/ duraksadım
Hava nasılda kurşun tadında..
Deliyordu göğsümüzü
Deli (yordu) ömrümüzü
Tam cinayetin ortasındaydım şimdi
Dürüsttüm...
Ellerimde keskin olmayan sapsız bir bıçak tutuyordum
Çok mutluydu oysa!
Uçuruma doğru giderken

El bıçağa, huzursuzluk ruhumu yoklar,
Kötü düşünceler atlara binip beni yoklar,
Neyse ki şimdilik ikisi de yoklar!


İBRAHİM DEMİRÖZ// SANEMi İMHA KILAVUZU



16 Temmuz 2015 Perşembe

MAVİ RÜYA...

  

Ne çok uzaktım ona ne de çok yakın
Yürüyüş hızımız eşitti, sabit sayılırdı
Arnavut kaldırımda izini sürüyordum.
Ne uzundu boyu ne de tam kısa
Adımlarımı hızlandırdım, seçemedim.
Ne elaydı gözü ne de yeşil
Çünkü arkasındaydım, göremedim.
Ne sarıydı saçları ne de kızıl
Karanlık, loş sokakta hissedemedim
Koştum yanına dokundum omzuna
Yetişmiştim sonunda.

İyice yaklaştım bir ara, aniden döndüğünde
Ne evliydi ne de bekar
Tuttuğumda ellerini hızlıca
'' Merhaba'' dedim usulca,
Ne geç kalmıştım  ne de erken.
Beraber yürüyorduk şimdi, sakince.
Ama ben nefes nefese...
Gözleri de bildiğin maviymiş.!
Anladım göz göze gelince


İBRAHİM DEMİRÖZ // MAVİ RÜYA

5 Kasım 2014 Çarşamba

Bayat ruhlu sokaklar.

  



Çevir gözlerini gökyüzüne, çevir ki yırtılsın o mavilik
Mührünü bas. İs kaplamış bulutlara
İyi vur mührünü, kan aksın mavi gözlerimden
En derinden.
Yol var uzun


Yol var , yüreğine.
Yok yüreğin, beklediğim duraklarda
Umulmaz, koruk tadı sokaklarda.
Durmaz sevdalı hayatlar..
Ne sokak,
Ne de anlamsız duraklarda.

01-11-2014/ İbrahim Demiröz

14 Eylül 2014 Pazar

Yolculuk...

 

Bilemedin ki sen, gurbetinde neler yapabileceği mi?
Delirmemek için kalbim ve aklım arasında
Nasıl görünmez ağlar ördüğümü,delicesine
Yıldızı eksik bir gök kubbe eşlik etti sözlerini


Sustum.. delicesine sustum
Konuşmak örselemekten başka neydi,
Bu hantal, vurdumduymaz dilimize.
Bir ağırlık çöktü,kelimelerin üzerine…


İki eş parçaya bölünmüş ay gibiydin.
Bir yanın ayaz, hırçın ve kurak,
Bir yanın titrek, nemli, kırgın anılar
Işığını tuzu eksik denizlere serdin.


Kalbin dolunaydı, endamlı gökyüzünde
Elinde dünya terazisi, ölçmekteydin,
Yürüdüğüm santimlik adımları.
Yürüdüm..hiç durmadan yürüdüm
yol da bitip tükenmişti hani.


İbrahim Demiröz// 14-09-2014







16 Ağustos 2014 Cumartesi

Bulanık..Hazan ruhlu rüya...

  


Oysa makbuldü dualarımız
belki elimizde kalan tek maktul.
kayıp kıta da gizli tüm günahlar
yanlış bedende bir kul..


gündüz uzun ve ruhsuz burada
gece ise daha uzun ve bakımsız
gördüğüm her bulanık suda
senin izin,senin gizin.


sana yaklaşmak, öze yaklaşmak
sana yaklaşmak, şiire yaklaşmak
sana yaklaşmak,Allaha yaklaşmak
senden uzaklaşmak, uyumaya yaklaşmak


aynada görsen anlarsın belki beni
yok yok görme!
bırak anlama beni. 


İbrahim Demiröz// 16-08-2014


20 Temmuz 2014 Pazar

Kelimelerin Anlamsız Uğultusu...Sabır

  


sevebileceğim en yüce şekilde sevdim seni.
kıskanırdı eflatun renkli bir melek,
içini dökerdi sana..
hayalvari şekilde dururdu, 
onca söz,onca anlamsız tümce.


sabırla sevgilim sabırla derdin..
acılarımız eşitlensin bu arada
kelimelerim şarjörümde
kılıcım ise cümleler..
dudaklarından tek bir kelime
sabırla sevgilim sabırla!


bir köşede yontulmuş kalem bekler beni
farklı köşede temiz kalabilmiş bir kagıt parçası.
susmuyor içimdeki vicdan denen illet..
döküyor kanını kalem,dağıtıyor kağıda
dağılıyor,ustaca örülmüş sözler
can buluyor düşünceler,
güç doluyor hayaller,
senden gelen tek bir söz:
sabırla sevgilim, sabırla
hayallerden bile sonra..

İbrahim Demiröz/ 20-07-2014

9 Mayıs 2014 Cuma

Sağlıklı. Yas.Birkan Keskin...

 


Sağlıklı. Yas.

Aslı Serin’e, aslından ilhamla.
Yas ne Ross?
O ne!?
Ben rüyaya inanırım mesela, mıhlanmış duygulara.
Rüya dediğim de senin anladığın değil, bunu da
belirteyim laf arasında.


Yas, üstelik sağlıklısı ne bunun, ha benim kuzum!
Biz ufak ufak ölmek diyoruz memlekette buna.
Bunun için var bizim sıra sıra ‘hastalıklarımız’
Doktor muyuz biz Ross. Biz sadece ağrıyı bileriz.
Biz sadece ağrıyı biliriz de diyebilirdim, demedim.
(Ben böyle dediğimde sen de bana diyeceksin ki,
hah! işte bu senin duygun!)
(Hadi ordan Ross!)


Biz Ross öyle işte sana göre yanlış kalmayı biliriz.
Başkasını bilmediğimizden değil bak bunu da
bil laf arasında.
İnkarmış pazarlıkmış kabullenmekmiş
bilmemneymiş
Geç bunları Ross. Geç bunları.
Aynı günde ölür aynı günde yıkar aynı gün gömeriz.
Bizim buralarda Ross, her şey aynı anda oluyor.
Aynı anda patlıyor birbirimizin gözü önünde bir bomba
Bir küçük kız. Ölüyorlarız.
Birinin kolu kırılıyor, sızdırmayın, kalsın yen içinde diyorlar.
Yen içinde patlasın ödünüz!


Aynı anda kaza geçirir misal trafik canavarı imgemiz
Bir otobüs dolusu genç, hangisi öldü, kurtuldu mu benimki diyemeyiz.
Benimki diyemeyeceğimiz bir yerdeyiz biz Ross.
Odalardan kara kara milyarlar yürür biryerlere
ve aynı anda dilenir soğukta yerli ve suriyeli dilencilerimiz
ve hah tam sırasıymış gibi aynı gün kırar kalbimizi sevgilimiz
Taksim sıraselviler soğukta sıra sıra elini ısıra ısıra Ross!


Yetmez mi, saydırtma bana daha fazla.
Biz Ross zurnanın zırt dediği bir deliğe benziyoruz.
Nasa baksa belki de uzaydan, belki de uzaydan değiliz.
Bula bula aynı günü bulur da ölür mahalleden
Çok sevdiğimiz nur yüzlü Firdevs teyzemiz
Ross sen bunları yaşasaydın, üç beş günümüzü görseydin bizim
Koymuşum yasına derdin Ross.
Cinnet üstüne yapardın doktoranı aynı gün hiç uzatmadan.


Geç bunları Ross, geç bunları.
Nasıl olsun bizim öyle kompartıman kompartıman
‘sağlıklı’ süreçlerimiz

Biz Ross, al sana misal;
Ali öldürüldü dövülerek,
Kadın erkek hepimiz onun anasıyız.
Sağlıklı yas ne Ross?

18 Nisan 2014 Cuma

Müptezel-[Şiir-7]

Ne duydukların; ne de gördüklerin tam
hasıraltı ettiğin bakışların, uzaklaşmış senden.
tiz'i eksik tiratlar eşlik eder yaşamına,
illegal yollardan.

rolü çalınmış bir oyunculuk gösterdin,
oynamayı üşendin onu da.
müptezel olmuşsun, sevgi kırıntılarına
nöbetçi eşlik eder; asil uykuna,
rüyada yakalama ümidiyle.

İbrahim Demiröz/18-04-2014

11 Nisan 2014 Cuma

Fısıldaşan çiçek-[Şiir-3]

 

Balkonda sessizce fısıldaşan çiçekler seslenir gök kubbeye
mistik kokular yaymak istercesine.
duvarları yoklar,kapalı kapılar ardından,kendi içlerine doğru,
adlarını kendi koymak ister,ezan sesleri içinde.
kokuşmuş sevgine inat.

Bilir içindeki sevgi kırıntılarını,ulaşmak istemez 
Rabbı yeter ona; suyu,sesi,ışığı
komşu balkonları birleştirmesini iyi bilir, sana dair.
sessiz gölgeler sığınağı olur her daim
ısıtıcı bakışına inat.
bakışlarını bölmesini iyi bilir;
kendi istemiyle mücadele edercesine.

başka duvar dibine gideceksin,bekle biraz,sabret.
başka yerde hizmet etmeni istercesine.
konar-göçer mişsin çünkü...
yaşaman için bu gerekliymiş,

sahibini dinle çiçek
sahibini dinle...

İbrahim Demiröz-11-04-2014

Doğa ile iç içe

Mistik doğa havasını seviyorum. 😉