[Ayrıntı] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
[Ayrıntı] etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2024 Salı
23 Mart 2020 Pazartesi
Yara Sahibini Arar [ Öykü]
Yeni öykümle tekrar karşınızdayım...750-770 kelimelik öykümün 15:00 itibariyle 450 kelimesini bitirdim . Şimdi karakterlerimin serinlemesine izin verme zamanı.
https://youtu.be/FCOzD0ZbQWs
450/460 Kelimelik birinci bölüm aşağıda 👇
https://youtu.be/FCOzD0ZbQWs
450/460 Kelimelik birinci bölüm aşağıda 👇
Derin bir akşam önüydü, sessizliğin binlerce tonuna inat, kazancı bol bir gece olacağına adı gibi emindi Miray. Güçlü birkaç nefes almak kendine gelmesi için yeterli enerjiyi bir nebze olsun yükseltmesine sağlamıştı. Ya da öyle hissetmek istiyordu ve bu duygu ağır basması için elinden geleni ardına koymayacaktı. Ayaz ise hala duş alıyordu, çıkmasını istemiyor cunku bu sürecin nasıl gideceğine dair hiçbir fikri yoktu. Aslında iyi de olmuştu, bundan sonraki hayatına başlamak için güzel bir basamak olarak bile kullanabilirdi. Ancak şu an hiç iyi hissetmiyordu kendine... Bazı gerçeklerin yüzündeki yansımasına merak ettiği için aynaya baktı bir an da.Çok utanıyordu kendinden, nedenini bildiği halde bu sürece girmek onu değiştirecek miydi?
“Ayna karşısında bu kadar vakit geçirdiğini ilk defa görüyorum Miray" evet bu onun ses tonuydu, Ayaz’ın.Naif değil hayır, en azından bu saatten sonra değil. Tebessümünü aynadan görebiliyorum , hala çekici ve kışkırtıcı. Böyle mi kanmıştım kocama? Herkesi ve onu böyle mi kandırmıştı? Öğrenmeliydim.Hicbir gerekçe göstermeden Ayaz ve diğerlerini öğrenmeliydim . Tebessümü hala yanaklarimda ve benden cevap bekliyor dakikalardır. “Evet canim ayna karşısında vakit geçirdiğim an diyebiliriz.” Yüzünü nasıl da yere çevirdi, utangaç... “Seninle konuşmak istiyorum ayaz, giyinirsen sevinirim...Ve lütfen cevap ve soru sorma hakkıni sonraya sakla... Bekliyorum seni...”
İrem’in dediklerine düşünüyorum, “bunu yapabilirsin sana inanıyorum” sözleri kulaklarımda çınlıyor. En çok da yüzünün alacağı hale merak ettiğim için bu konuşmayı yapacagim. Aslinda bir o kadar da komik geliyor, biraz kendime gelince. Hayat bu, nelerle karşılaşacağımıza kim bilebilir, kim dengeleyebilir duygularımızı. Neyse hazırım, kıyafetimi bile hala kocama göre hazırlıyorum baksana. Beyazlar içinde kirlenmiş sorular biriktiriyorum .
- Kahve koymamı ister misin, miray sana diyorum duymuyor musun?
+aaa, geldin mi hiç fark etmedim.
-Kahve diyorum, ister misin?Konuşma boyunca iceriz ne dersin, seversin sen.
+Sen kendine koy ayaz, su an içmeyi düşünmüyorum .
Yanina yaklaşıyorum mutfakta, sırtımı dayadım ve yüzüne bakıyorum alttan. Ve soruyorum hazır yakaladığı mı düşünerek.
“Bunu bana nasıl yaptın, fark etmeyeceğimi sana düşündürten ne oldu Ayaz? Söyler mısın?
Ayaz, bir anda elindeki kahveyi bıraktı ve yari şaşkın yarı merakla “Ne demek bu Miray, neden bahsediyorsun? “ Gülüşmelerimiz bu sefer karşılıklı değildi ve üzücü hic değildi, değişik bir mutluluk sezinliyorduk ıkimizde. Elimle göstererek karşı apartmana işaret ediyordum, “o kadından bahsediyorum, Sanemden. Sana onu tanıyor musun dediğimde, bana ‘hayır’ cevabını verdiğin o kadından. Ne zamandır tanıyorsun, ya da ne zamandır beni bilerek aldatıyorsun? Hiçbirine şimdi cevap vermeni istemiyorum Ayaz. Hâlâ sırıtmandan inan seni de anlayabiliyorum.”
Yemek masasında karşılıklı oturuyoruz, bir sigara yaktım ondan cakmagini ödünç alarak. Üzgün değilim, üzgün olmamam onun bende yansıyan golgesinden olsa gerek. Beraberce karşıya bakıyoruz, onun özel adıyla Sanem'e. Oda bize görüyor eminiz ıkimizde. Üçümüzde en kaliteli kahkahalarımizi atmak istiyoruz ;ama bir olay bir düşünce bize engel oluyor. Ayaz eliyle yüzümü kendisine cevirmek istiyor ve “Ben hep sana aşıktım miray, lütfen inan!” dediğinde aniden kalkıp masadan tokati indiriyorum yüzüne ,ortalığı şenlendiriyorum. Mutlu olduğuna eminim, ben mutluyum çünkü.
[Birinci Bölüm Sonu...]
Ibrahim Demiröz /Yara Sahibini Arar
Ibrahim Demiröz /Yara Sahibini Arar
Not-1 : Gerçek bir olaydan esinlenilmiştir.
17 Ekim 2016 Pazartesi
18 Şubat 2016 Perşembe
Buluşma
Ele avuca sığmayan bir tanrı olusturdum kapı önünde. İçeri girmenin yasak olduğu kör bir sabaha ulasmama ramak kalmıştı
18- 02- 2016 / 23:00
12 Ocak 2016 Salı
Iki renk
Iki renk vardi aklinda ve avuclarinda. Biri mavi digeri ise kirmiziydi. Cok sevdi onlari. Onlarinda birbirini sevmesini diledi... Avuçlarında karistirdi renklerin kokusunu.. Ortaya cikan manzarayi kalbi degil; midesi bile kaldiramamisti.. Anladi masum rengi ve kiymetini...
12 ocak 2016...
12 ocak 2016...
7 Mayıs 2015 Perşembe
Hangi mutluluk ve va'adi ilk günaha denk gelir Tiryandafilya?
'' Yemeğin tuzu acı mı olmuş?'' sözünü duyalı tam iki yıl olmuş. hatırlamanı isteme telaşına düşmem benim için ne kadar ehemmiyetli olsa da sende donuk bir sessizliğin oluşmaması içten bile değildi o zamanlar.
'' Odysseia'' destanı bilirsin, Rivayet odur ki; Odyseia uzun süre savaştığı büyük Troya savaşından, savaşın bitiminden tam on yıl sonra evine dönebilmiştir. Kime dersin?
Kime olacak tabi ki sabırla otuz yıl onu beklemiş onurlu sevgilisi Penelope' ye. Ahh! sana ne kadar da uzak bir duygu, elini attığın her canlının yaşama ümidini arttırıp/ azalma gözünde bu derece önemsiz iken : ''Otuz yıl bir hiç uğruna beklemiş, ne aptal kadın!'' dediğini duymamak için neleri vermezdim Tiryandafilya.
Sana hak vermiyor da degilim, beni yanlış anlamanı da istemem su an. Hz Havva bile anca senin kadar caresiz olabilirdi dünyaya ilk geldiğinde Tiryandafilya. Gözlerini dünyaya açman, gerçekten gördüğün anlamına gelmez.Şuuru yok eden bir mutluluk hali, uyşmuş bir üst irade ve göz yaşları içinde ölüme koşturan sen..
Tüm aşklar doğasından kaynaklanıyor olsa gerek. Boğacak bir şeyler arar, eğer boğamassa kendi kendine boğar.buna '' Aşk Sorgulaması'' adını vermiştim de senin bana göz devirmenle kendime gelmiştim.. Sonra şöyle devam etmiştim:
- Eğer aşk dediğimiz duygu bir kere sorgulanmaya başlanmışsa, oradan hasarsız cıkmak ne yaparsan yap imkansız Tiryandafilya! Rüyalar denizinde gömülmekten, uyanma ümidini yeşertmekten başka elinden bir şey gelmez / gelemez / gelmemeli de...
Yalnızlıktan sıkılarak icat ettiğimiz birer hayaller varsa, bunlardan birisi de sensin unutma Tiryandafilya. Kendisine mektuplar yazılacak kadar duyarlı bir hayal!
İnsan yaratılışı gereği bir sebeb-sonuç girdabında boğulup gitmekte. Akıl önemlidir bundan şüphe yok ; ancak bir o kadar da yol kesicidir hayatımız da. Sebeblerin tümünü en ince ayrıntısına kadar oymak, onun için bulunmaz bir nimettir. Tek bir sebebi belli olmayan sonuçları kabullenmeyen insanoğlu bu kıskaçta hayatını sürdürüp gider.İşitemediklerini işitmeye ; dokunup koklayamadıklarını koklamaya yad etmiştir hayatta. Yoksun bırakılıp hasret kaldığımız duyguları beklerken elimizde olanları bir türlü fark edemeyiz. Anllarız ki hayatımız bekleme salonlarında gececek Tiryandafilya. Bu hediye bekleyişlerin en büyük hediyesidir..
'' Sizi ondan ( topraktan) yarattık ; yine oraya döneceksiniz ve bir kez daha sizi ondan cıkaracagız'' ayetini sana söylediğim de neredeyse allaha bile inanmaya başlamıstın Tiryandafilya. Yoksa bu kadar beklemek, ızdırap dolu mevsim daha ne kadar katlanılır olabilir di ki ; Haklı degil miyim?
Sanatçı dediğin de nevrozla psikoz arasında gidip gelen değil midir? Deli gibi inanmak, tehcir edilmeyi bekleyen duygular gibi can acıtıcı hayatımızda.. ve sen hala akıllı bir adamın yapamadığı kadar cesur, vurgun yemiş bir deniz kızı kadar mağrursun Tiryandafilya.
03 / 05 / 2015
İBRAHİM DEMİRÖZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
mehmet emmi deli kiz sinin geliyor karanfiller karanfiller gonul dagi kar .... .... .... ?? ?? a aaa adana yonca Elfida bir kı...


