19 Ekim 2014 Pazar

Sahafta dans eden tozlu mavi çerçeve// 2

 



O gün beraber yürüdükleri ıslak kaldırımın etkisinin bu derece sert ve hırçın
gececeğini ikisi de tahmin etmemişti.En azından Nihat böyle düşünüyordu.üç
yıl önce bulmuştu Nihat’ı mona.O zamandan beri de ‘’idare eder’’
denilebilecek az hasarlı bir ilişkiye devam etmekteydiler. Kendisinin İran
uyruklu olmasından dolayı belki dil öğrenmek hiç bu kadar kolay olmamıştı
Mona için.En azından’’ insan sevdiği için her şeyi yapar’’ sözünü ;Mona bu
şekilde yormuştu.Klasik türkçesisini kelimeler katarken de ara sokaklara
girerek konuyu Nihata nasıl açaçağını bir türlü kafasında
şekillendirememişti.


Mona, uzun boylu, saçlarının siyaktan diğer renklere geçmeye müsait,
yüzünde de görünmeyen bir yarası olan güzel bir kadındı.İstanbula
geldiğinde türbanını elinden ve başından eksik etmeyen mona , geçen bi kaç
halde tanınamaz bir hale gelmiş ve belli değişimler geçirerek, Nihatı her
zaman ki gibi şaşırtmıştı.Ara sıra kendi aralarında sohbet ederlerken,
burasının ve İzmirin farklı olduğundan bahsedip duran Mona, Nihatın bu
sözlerini anlamasını da beklemiyordu.Beklediği de olmuştu hiçbir şey
anlamamıştı.


Nihat ise okumaya çok hevesli olup da kardeşlerininin çok olması bahanesi
altında kalıp, ailesini idare etmesi gereken bir erkek olarak görünmesinden
dolayı, liseye kadar okuyabilmiş bir Bulgaristan göçmeni bir ailenin 3.
Çocuguydu.Annesini çok sevmesine rağmen küçük yaşta keybeymesinden
dolayı, o dönemden sonra hiçbir şeye çok fazla sevmemeye karar
vermişti.Yaşının 32 olduğu aklına ne zaman gelse bu fikrinin değişmesi
gerektiğini düşünür ve yüzünde anlamsız bir tebessüm oluşur,geçmesi için
biraz soluklanır, hayatına öyle devam eden biriydi.
O gün yolda yürürken Mona’ nın şu cümlesiyle şaşkınlığı bir derece daha
artmıştı..

MONA: Ben hamileyim, biliyor musun?

MONA: bunu sana uzun süre önce söylemek istemiştim ama hiç cesareti mi
toplayamamıştım, kusura bakma şimdi söylüyorum..

NİHAT: Hamile misin? Ama biz…

Sözünü tamamlamasını gerek kalmadan mona gereken ve aklındaki kuşkuları
Giderecek diğer açıklamayı yapmıştı bile..

MONA: ve çocuk senden değil..

İkisi de bir anda anlamsızca duraksadılar.Bu sözü duymak onu nedense hiç
şaşırtmamıştı.Ne demesi gerektiğini biliyordu ama susuyordu.Yağmurun
yağdığını tahmin ederek kenera çekilmek istese de içinden aslında daha fazla
yağmurun yağmasını ve ayaklarının takatinin kesilinceye kadar yürümek
istemesini şimdi daha iyi anlıyordu Nihat.


Mona sessizce beklemek yerine çantasını karıştırarak 3 yıl önce ona verdiği bir
mavi resim çercevesini,Nihata teslim etmekten başka bir şey yapamayacak kadar
güçsüz hissediyordu kendini…
Bir aile olduklarında bu çerçeveyi beraber doldurma yemini etmeleri sadece 3
yıl ve bir uzun sokak yürüyüşünden ibaret kalmış gibi duruyordu.Hiç bir şey
söylemeden ‘’hoşça kal’’ diyebilmişti mona. Yürümeye devam ederek yagmur
eşliğinde bir anda ordan uzaklaşmak isteyerek.Yürüdü..yürüdü ve
durmayacakmış gibi yürümeye devam etti mona.Ardına dahi bakmayarak…


DEVAM EDECEK…


İbrahim Demiröz ‖ Sahafta dans eden tozlu mavi çerçeve// 2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kuzey Kafkasya örneği olarak: Abhazya

" Kuzey Kafkasya Etnik Yapisi"üzerine tez yazan biri olarak, güzel bir sürpriz oldu... Ocak sayısında :Abhazya" Halkları  etn...